
Yaklaşık bir kaç hafta önce, bir hafta sonu yeğenim bizdeydi. Nazlı sabah erken uyandığı için Nazlı ile ilgilenmesi için yeğenimden rica edip biraz uyumak istedim. Nazlı'nın ağlama sesine uyandım, ne sebeple ağladığını bir türlü çözemedim, bezini değiştirirken eli sürekli burnundaydı, burnuna bakmakla beynimden vurulmuşa döndüm, hemen cımbız alıp burnundaki beyaz şeyi çıkarmaya çalıştım, bu bir peçete... Nohut büyüklüğündeki peçeteyi burnuna sokmuş, bu bir yeni huyumuz.
Geçen hafta sonu Nazlı evde yine huysuzdu, sürekli ağlama modunda, hiç mutlu olmuyor, herşeye ağlıyor. Uyku saatinin yaklaşmasıyla duş aldırıp üzerini giydirmeye çalışırken bir hapşurukla bu defa burnundan far fırçasının fırça kısmı çıktı burnundan, neye uğradığımı şaşırdım. Ah be Nazlı bebeğim sen bunu nereden aldın, nereden buldun, hangi akla hizmetle bunu burnuna sokmayı başardın böyle?
En son yaşadığımız ise dünkü olay. Bu defa tamamen suçlu benim kabul ediyorum, o minnacık zerzavatların bulunduğu toka kutusunu Nazlı'nın önüne koydum oynasın diye. Sanki oynayacak başka bişey kalmadı ya! İlgisini çeken en sevdiği şeylerden bir tanesi de toka kutusu, bir de kalem ve kağıt, ha bir de tuzluk! Toka kutusuyla oynarken, annem ve babam acildeyken!(Bu konuyu birazdan yazacağım) Alalacele mutfakta tavuklu şehriye çorbasının hazırlıklarını tamamlayıp ocağa koymuştum. Ertesi günü için kreşe gidilecek nevresim takımı, bez, yedek kıyafetlerden oluşan çantası hazırlandı. Çorba pişirildi ve kaseye biraz ekmek doğranılıp üzerine çorba konulup soğuması için tepsiye konuldu. Çorba sevildi ve aifyetle içirildi. Uyku saatinin yaklaşmasıyla pijamalarının giyilmesi için hazırlıklara başlanıldı. Tam 6 kez hapşuruk üzerine onlarca kez burun silindi, ona rağmen hapşurmaya hırçınca çalışıyordu. Direk yatırıp burnuna baktım ama birşey göremedim. Parmağıyla burnunu kaşımaya devam edince dikkatlice baktığımda bu defa ne göreyim, minik lastikli tokadan! Cımbızla almayı başaramayınca tel tokanın ucuyla zar zor çıkarabildim.
Artık ne bulursa burnuna sokmaya çalışıyor. Özellikle peçete, hemen koparıp burnuna sokuyor. Tepki vermemeye çalışıyorum, daha çok inat edip, oyup sanarak yapmasın diye. Umarım kısa sürede son bulur bu süreç.
Anneannemiz 2 haftadır hasta. Akciğerinde enfeksiyon var, bu durumun tüm vücudunu etkilemesinden dolayı yatağa mahkum. Ateşi sık sık çıkıyor, acilde alıyoruz soluğu. İğne ve serumla geçiyor acildeki saatler. Dün gece yine acildeydiler babamla, bu defa idrar yolllarında enfeksiyon. Ateş 39! Allah şifalar versin anneme inşallah.
Gelelim annemize, ayağında sinek ısırığı zannederek haftalarca artan kaşıntı yaraya dönüştü sonunda. İnatla doktora gidilmedi, hala sinek ısırığı sanılarak. Babamın zoruyla hastaneye gittim, ayağımdaki yara mantarmış. Avcumda, elimde ve kolumda da kaşıntılar oldu ve pütür pütür şekil almaya başladı. Tedaviye başlanıldı, iğne, hap, kremle. Her geçen gün kötüye gitmesiyle yarın için tekrar hastaneden randevu alındı.
Bizde durumlar böyle, streli günler yaşıyoruz, hayırlısı ile.
Ha unutmadan! Annemiz ehliyet sınavına girmişti ya bundan bir kaç ay önce, 2 dersten kalmıştı, cumartesi tekrar girdi sınava, stresle geçen günlerin sonunda bu akla bu beyinle girilen sınavdan bakalım nasıl bir not gelecek!
Sürekli şikayette bulunup durdum, hep hastalıktan, hep kötü şeylerden bahsettim, bazı blog okuyucularımız bu durumdan rahatsız olduğu gibi, kırıcı, can sıkıcı hatta üzücü yorumlarda da bulunuyor. Napim benim de paylaşacağım tek bir blogcuğum var, keşke hep iyi şeylerden bahsetsem de okuyucularımızın canını sıkmasam! Üzgünüm.
Hayat bir imtihan, adım başı imtihan, sabretmekten, mücadele etmekten başka varmı yapabileceğimiz birşey?
Geçen hafta sonu Nazlı evde yine huysuzdu, sürekli ağlama modunda, hiç mutlu olmuyor, herşeye ağlıyor. Uyku saatinin yaklaşmasıyla duş aldırıp üzerini giydirmeye çalışırken bir hapşurukla bu defa burnundan far fırçasının fırça kısmı çıktı burnundan, neye uğradığımı şaşırdım. Ah be Nazlı bebeğim sen bunu nereden aldın, nereden buldun, hangi akla hizmetle bunu burnuna sokmayı başardın böyle?
En son yaşadığımız ise dünkü olay. Bu defa tamamen suçlu benim kabul ediyorum, o minnacık zerzavatların bulunduğu toka kutusunu Nazlı'nın önüne koydum oynasın diye. Sanki oynayacak başka bişey kalmadı ya! İlgisini çeken en sevdiği şeylerden bir tanesi de toka kutusu, bir de kalem ve kağıt, ha bir de tuzluk! Toka kutusuyla oynarken, annem ve babam acildeyken!(Bu konuyu birazdan yazacağım) Alalacele mutfakta tavuklu şehriye çorbasının hazırlıklarını tamamlayıp ocağa koymuştum. Ertesi günü için kreşe gidilecek nevresim takımı, bez, yedek kıyafetlerden oluşan çantası hazırlandı. Çorba pişirildi ve kaseye biraz ekmek doğranılıp üzerine çorba konulup soğuması için tepsiye konuldu. Çorba sevildi ve aifyetle içirildi. Uyku saatinin yaklaşmasıyla pijamalarının giyilmesi için hazırlıklara başlanıldı. Tam 6 kez hapşuruk üzerine onlarca kez burun silindi, ona rağmen hapşurmaya hırçınca çalışıyordu. Direk yatırıp burnuna baktım ama birşey göremedim. Parmağıyla burnunu kaşımaya devam edince dikkatlice baktığımda bu defa ne göreyim, minik lastikli tokadan! Cımbızla almayı başaramayınca tel tokanın ucuyla zar zor çıkarabildim.
Artık ne bulursa burnuna sokmaya çalışıyor. Özellikle peçete, hemen koparıp burnuna sokuyor. Tepki vermemeye çalışıyorum, daha çok inat edip, oyup sanarak yapmasın diye. Umarım kısa sürede son bulur bu süreç.
Anneannemiz 2 haftadır hasta. Akciğerinde enfeksiyon var, bu durumun tüm vücudunu etkilemesinden dolayı yatağa mahkum. Ateşi sık sık çıkıyor, acilde alıyoruz soluğu. İğne ve serumla geçiyor acildeki saatler. Dün gece yine acildeydiler babamla, bu defa idrar yolllarında enfeksiyon. Ateş 39! Allah şifalar versin anneme inşallah.
Gelelim annemize, ayağında sinek ısırığı zannederek haftalarca artan kaşıntı yaraya dönüştü sonunda. İnatla doktora gidilmedi, hala sinek ısırığı sanılarak. Babamın zoruyla hastaneye gittim, ayağımdaki yara mantarmış. Avcumda, elimde ve kolumda da kaşıntılar oldu ve pütür pütür şekil almaya başladı. Tedaviye başlanıldı, iğne, hap, kremle. Her geçen gün kötüye gitmesiyle yarın için tekrar hastaneden randevu alındı.
Bizde durumlar böyle, streli günler yaşıyoruz, hayırlısı ile.
Ha unutmadan! Annemiz ehliyet sınavına girmişti ya bundan bir kaç ay önce, 2 dersten kalmıştı, cumartesi tekrar girdi sınava, stresle geçen günlerin sonunda bu akla bu beyinle girilen sınavdan bakalım nasıl bir not gelecek!
Sürekli şikayette bulunup durdum, hep hastalıktan, hep kötü şeylerden bahsettim, bazı blog okuyucularımız bu durumdan rahatsız olduğu gibi, kırıcı, can sıkıcı hatta üzücü yorumlarda da bulunuyor. Napim benim de paylaşacağım tek bir blogcuğum var, keşke hep iyi şeylerden bahsetsem de okuyucularımızın canını sıkmasam! Üzgünüm.
Hayat bir imtihan, adım başı imtihan, sabretmekten, mücadele etmekten başka varmı yapabileceğimiz birşey?
.










