
Yazacak çok şey birikti, kaç kere yazdım taslağa kaydettim, bir türlü bloga ekleyemedim, sonra taslaktan tekrar tekrar okudum sinirli anda yazdıklarımı bir bir sildim, şikayetlerim, isyanlarım vardı hepsini çıkardım, ama sanki onları bloga yazmayınca, anlatmayınca birşeyler gizliyormuşum gibi hissettim, aman dedim varsın yazayım aklımda kaldığı kadarıyla...
Öncelikle Kasım ayının ilk haftası izinliydim, sebebi özette açıklanmakta!
9 günün özeti: Anneanne hastanede, Nazlı hasta! anne mecburi yıllık izinde, Nazlı annesini çıldırttı, delirtti, kafayı yedirdi. Onca stresin, sıkıntının sonucunda annenin ellerinde, kollarında cildiye doktorunun bile çözemediği, 10 gün arayla vurulan yan etkisi fazla olan, çok riskli 2 adet iğnenin bile tesir etmediği, onca sürülen kremlerin bile fayda etmediği, kullanılan hapların haddi hesabı olmayan, ancak hala iyileşemeyen yaraya benzeyen, sivilce gibi pütür pütür olan, geceleri kaşıntıdan uyutmayan bir hastalığın pençesinde!
30 Ekim akşamı Nazlı'yı iş çıkışı kreşten aldığımda öğretmeni Nazlı'nın ateşlendiğini ve ateş düşürücü şurup verdiğini söyledi, aynı günün akşamı yine ateşlendi, tekrar ateş düşürücü şurup verdim, o gece sabaha kadar saat başı uyandı ve bir türlü uykuya dalamadı, ağlamaklı, huzursuz ve ateşliydi. Hafta sonu acile götürdük ve boğazı iltihaplanmış, doktor 2 tane şurup, 1 tane burun spreyi verdi. Hastalığı bitmeden kreşe başlarsa çocukların ortamında huzursuz olacağı için izne ayrıldım, anneannemizde hastanede olduğundan, dedemizle birlikte evdeydik. Geceleri bir kaç kez sıtma tuttu, elleri ve ayakları buz gibi, yarı uyanık vaziyette, gövdesi ateşler içinde yanıyor, dudakları morarmış gibi... Ilık bir duşla biraz olsun kendine geliyordu.
O hafta Nazlı bebeğim gitti, onun yerine şımarık, dediğim dedik olacak, hastalığın yanı sıra değişen huylar, sinirli halleri, iştahsızlık, kendini yerlere atmalar, kafasını yere vurmalar, saçlarını yolmalar, ellerini ısırmalar...
Nazlı bebeğim 22 aylık oldu, hiç onu böyle görmemiştim, hastalığın etkisi mi? Anneannenin yokluğu mu? Baba! özlemi mi? Yoksa alışılan kreşe dönme isteği mi? Yoksa 9 gün anne ile geçirilen zamanda ona naz yapma mı?
Hastalığı biraz olsun hafifledi ama ara ara öksürüğü vardı, Nazlı tekrar kreşe başladı ilk bir kaç gün kreşten geldiği zaman yine asabiliği vardı ve yine dediğim dedik olacak rollerinde, ne görse "menimmm" diye istemesi, vermeyince çığlık çığlığa ağlaması...
Allah'tan iyiki Caillou çizgi film var, sabah saatlerinde, bir de akşam uyumadan önce seyrediyor. Bazen cadılığı tutunca "kayyuuu, kayyuu" diye tutturuyor. Kızım.. evladım.. Caillou bitti, sonra başlayacak, desemde yaygarayı koparıyor.
Bizden haberler böyleydi... Neyse en azından yazdıklarım -di'li geçmiş zaman:) Allah kimsenin bebeğini hasta etmesin, çok zor çok. Hastalığının yanı sıra değişen huyları
en zoru!